ŞANS mı DUA mı?

  • 22 Ağustos 2016
  • 124 kez görüntülendi.
ŞANS mı DUA mı?

ŞANS MI, DUA MI?

Diyarbakır, güzelliklerin diyarı…

Diyarbakır, umutluların sessiz yarı…

Diyarbakır, zıtlıklar şehri…

Evet zıtlıkların hüküm sürdüğü şehirdir Diyarbakır.

Bir yanda “Ey Diyarbakırlı, tarihine sahip çıksana…” diye haykıran boynu bükük surlar, diğer yanda “Ümitvar ol Ey Diyarbakırlı, önemseniyoruz.” diyerek ümit aşılayan tamir yüzlü surlar…

   Bir yanda müzik marketlerden yüksek sesle çıkan hızlı müzikler, diğer yanda camilerden yükselen ve insana ölümü hatırlatan selalar…

   Bir yanda “Beş kalem bir milyon, al ağabey beş kalem bir milyon…” diye bağırarak yoksul evine bir ekmek parası götürme derdinde olan çocuklar, diğer yanda babasıyla şehrin en lüks pastanesinde kolasını yudumlayan çocuklar…

   Bir yanda Yanık Çarşı’da çocuğuna en ucuz elbise bulabilme telaşında olan insanlar, diğer yanda şehrin en güzel mağazasında pazarlıksız bir şekilde istediği kalitede elbise alan insanlar…

   Bir yanda “Allah rızası için bir ekmek parası…” diyerek zenginlere el açan fakirler, diğer yanda açılan elleri görmezden gelip en pahalı parfüm kokusuyla fakirlerin yanından geçen zenginler…

   Bir yanda ezan vaktinde camileri dolduran nur yüzlü gençler, diğer yanda ömründe bir kez bile cami içini görmemiş gençler…

   Bir yanda yere basmaya hasret yaşayan sakat insanlar, diğer yanda sahip olduğu nimetin farkında olmayan zavallı insanlar…

   Bütün bunları düşündüğüm bir gündü yine. Gazi Caddesi’nden Ulu Cami’ye doğru yürüyordum.  Birazdan kulaklarım son derece tatlı bir çocuk sesiyle buluştu:

–         Abi, mendil istiysen?

Yanımda elindeki mendilleri büyük beklentilerle bana uzatan 7-8 yaşlarında bir çocuk vardı. İlk önce peçete falan istemediğimi söyledim. Ancak o ,

–         Abi ne olur sanki bir tane alsan?

Çocuğun son söyledikleri benim düşüncemi birden değiştirdi. Çocuğa karşı anlamsız bir sevgi oluştu yüreğimde. Gözlerine baksaydınız; o kadar umutla bakıyordu ki…Sanki alacağım bir peçete onu dünyanın en mutlu insanı yapacaktı.

–         Ver canım bir mendil, dedim.

Çocuk büyük bir sevinçle bana mendili uzattı.

–    Sağ ol abi, diyerek teşekkür eden bu minik delikanlıdan bir isteğim vardı.

–         Bana dua et olur mu? dedim. Çocuk biraz şaşırdı ve ,

–    Ne diyeyim abi? diye sordu.

–    İçinden ne geçiyorsa onu söyle, tamam mı?

–    Tamam abi.

   Çocuğun yanından uzaklaşırken yaşadığım manevi rahatlamayı kelimelere dökmem imkansızdır. Kendi kendime konuşuyorum: İnsan bir satıcı çocuktan 250 bin liralık peçete aldı diye neden bu kadar sevinir ki? Ama biraz daha düşündüm ve bir kez daha anlamıştım ki, mutlu olmanın yolu mutlu etmekten geçiyordu.

   Saatimi kontrol ettim: 13.30. Yani öğle namazı vakti bir saattir girmiş. Hemen Ulu Cami’ye yöneldim.

   Abdestsiz olduğum için en başta tuvalete doğru yürüdüm. Maşallah, her bir tuvaletin önünde bir iki kişi sırada bekliyor. Neyse sıram gelince ben de tuvalete girdim. Cebimdeki telefonumu çıkarıp tuvaletin pencereyi andıran bölümüne bıraktım. Tuvaletten çıkarken – ne yazık ki-  cep telefonumu almayı unutmuşum. O esnada hiçbir şekilde aklıma telefonum gelmedi. Girişteki görevliye tuvalet ücretini verip şadırvana doğru yürüdüm. Tam abdest almak için oturuyordum ki, içime bir ses doğdu:

–         Cep telefonun, cep telefonun…

 “ Cep telefonum kesinlikle çalınmıştır. Benden sonra birileri tuvalete girmiş ve telefonumu almıştır.”

Bunları düşüne düşüne koşar adımlarla tuvaletlere doğru gittim. Aman Allah’ım, bir de ne göreyim. Diğer tuvaletlerin önlerinde insanlar sırada beklerken benim çıktığım tuvaletin önünde kimsecikler yoktu. Üstelik tuvalet bomboştu. Tuvalete girip cep telefonumu aldım. Beni gören tuvalet görevlisi,

–         Kardeş, sen çok şanslıymışsın, dedi. Normal şartlarda telefon yerinde bırakılmaz, mutlaka çalınırdı.

   Ücretleri almakla ilgilenen görevliye başımı sallayarak karşılık verdim. Yine şadırvana doğru ilerlerken kendi kendime,

–         Şanslı değilim; dualıyım, dualıyım, diyordum.

   Allah’ım, hiç kimseyi duasız bırakma.

Eylül, 2004-DİYARBAKIR  ( EKREM YILMAZ )

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: