Reci’ Vakası- Bi’rimaûne Faciası

  • 23 Ağustos 2016
  • 89 kez görüntülendi.
Reci’ Vakası- Bi’rimaûne Faciası

Reci’ Vakası-Bi’rimaûne Faciası

Uhud Gazvesi’nden birkaç ay sonra Adal ve Kare kabilelerinden bir heyet Medine’ye gelip kabilelerinde İslamiyet’in yayılmaya başladığını belirterek Rasûlullah’tan kendilerine Kur’ân okumayı ve İslamiyet’i öğretecek kimseler göndermesini istediler. Hz. Peygamber’in Âsım b. Sâbit (veya Mersed b. Ebû Mersed) başkanlığında gönderdiği on kişilik heyet Mekke ile Usfân arasında Hüzeyl kabilesinin topraklarında bulunan Recî‘ suyu yanında konakladı. Bu sırada Hz. Peygamber’den irşad heyeti isteyen ve O’nun gönderdiği heyetle birlikte yol alan kabile temsilcilerinden biri Hz. Peygamber’e düşman olduklarını bildiği Benî Hüzeyl’in kolu Lihyanoğullarına giderek heyetin yerini onlara haber verdi. Hemen harekete geçen Lihyânoğulları’ndan 100 kişilik silahlı bir grup, Müslümanlara baskın düzenledi (Safer 4/Temmuz 625). Âsım b. Sâbit ve Mersed b. Ebû Mersed dahil yedi sahabe şehit edildi. Kalan üç kişiden Abdullah b. Târık yolda öldürüldü; Hubeyb b. Adî ile Zeyd b. Desine ise Mekke’ye götürülerek Bedir’de öldürülen yakınlarının intikamını almak isteyen Kureyşlilere satıldı. Mekkeli müşrikler bir müddet hapiste tuttukları bu iki sahabeyi haram aylar çıktıktan sonra şehir dışındaki Ten‘im mevkiine götürdüler. Burada kalabalık bir seyirci gurubunun önünde serbest bırakılmaları karşılığında İslam’dan vazgeçmelerini istediler. Her ikisi de bu zor şartlar altında dahi İslam’a ve Hz. Peygamber’e bağlılıklarını bir kez daha ifade ederek Allah ve Peygamber yolunda ölümden korkmadıklarını gösterdiler. Bunun üzerine müşrikler tarafından işkenceyle şehit edildiler. Hubeyb b. Adî öldürülmeden önce iki rek‘at namaz kılmak için izin istemiş ve ölüm korkusuyla namazı uzattı demesinler diye mümkün olduğu kadar kısa sürede bitirmiştir. Onun bu namazı, İslam tarihi boyunca haksız yere öldürüldüklerine inanan Müslümanların uyguladığı bir gelenek olmuştur.

Recî‘ hadisesi ve sonrasındaki gelişmeler Medine’de büyük bir üzüntüyle karşılandı. Bir savaş sebebi teşkil eden bu saldırı ve katliam dolayısıyla Hz. Peygamber “misillemede bulunmak” amacıyla 20’si atlı 200 kişilik bir kuvvetle Benî Lihyân kabilesi üzerine sefer düzenledi (Rebîülevvel 6/Temmuz-Ağustos 627). Ancak İslam ordusunun gelişini haber alan Lihyânoğulları dağlara çekilmiş olduklarından Hz. Peygamber iki gün onların topraklarında kaldıktan sonra geri döndü.

Bi’rimaûne Faciası

Recî‘ Vak‘ası’ndan kısa bir süre sonra (Safer 4/Temmuz 625) Âmir b. Sa‘saa kabilesinin reisi Ebû Berâ Âmir b. Mâlik Medine’ye gelerek Hz. Peygamber’den İslamiyet hakkında bilgi aldı. Kendisi Müslüman olmamasına rağmen kabilesine İslam’ı anlatacak bazı kimselerin gönderilmesini istedi. Bunun üzerine Rasûlullah, can güvenlikleri konusunda kesin söz aldıktan sonra Münzir b. Amr el-Hazrecî başkanlığında Kur’ân’ı iyi bilen, çoğu Ensâr ve Ehl-i Suffe’den 70 (veya 40) kişilik bir grubu bu iş için görevlendirdi. Heyet, Medine-Mekke yolu üzerindeki Bi’rimaûne’ye gelince içlerinden Harâm b. Milhân adlı sahabe Hz. Peygamber’in mektubunu Âmir b. Sa ‘saa kabilesinin reisine götürmekle görevlendirildi. Bu sırada Âmir b. Mâlik’in öldüğüne dair bir haber üzerine Harâm b. Milhân mektubu Âmir b. Mâlik’in yeğeni Âmir b. Tufeyl’e verdi ve yanındakileri İslam’a davet etti. Öteden beri Hz. Peygamber’e ve Müslümanlara karşı kin besleyen Âmir b. Tufeyl, elçiyi öldürttüğü gibi Birimaûne’de bulunan İslam heyetine saldırmak üzere kabile mensuplarını kışkırttı. Ancak Âmir b. Mâlik heyettekilerin hayatlarını garanti altına aldığını ilan etmiş olduğu için halk, Âmir b. Tufeyl’in saldırı teklifine olumlu cevap vermedi. Bunun üzerine Âmir b. Tufeyl aralarında dostluk bulunan Benî Süleym kabilesinin bazı kollarına başvurdu. Onun kışkırtmasıyla civardaki kabilelerden toplanan silahlı guruplar hiçbir şeyden habersiz Bi’rimaûne’de beklemekte olan Müslümanlara saldırdılar. Ağır yaralı olduğu için öldüğü sanılıp bırakılan Ka‘b b. Zeyd en-Neccârî ile olay sırasında kafilenin develerini otlatmakta olan Münzir b. Muhammed (veya Hâris b. Sımme) ve Amr b. Ümeyye ed-Damrî hariç hepsini şehit ettiler. Münzir b. Muhammed (veya Hâris b. Sımme), arkadaşlarının başına gelenlere tahammül edemeyerek müşriklere saldırdı ve o da şehit edildi. Esir alınan Amr b. Ümeyye ise Mudar kabilesine mensup olduğunu söyleyince Âmir b. Tufeyl tarafından annesinin bir köle azat etme adağını yerine getirmek için serbest bırakıldı.

Bu çok acı hadiseyi vahiy yoluyla öğrenen ve ashabına haber veren Rasûlullah, hiçbir felaket karşısında hissetmediği derecede elem duymuş ve otuz veya kırk gün süreyle sabah namazında bu faciaya yol açanlara beddua etmiştir. Bi’rimaûne faciasına sebep olan Benî Âmir b. Sa‘saa’nın cezalandırılması amacıyla Hz. Peygamber, Şücâ‘ b. Vehb kumandasında yirmi dört kişilik bir kuvveti Rebîülevvel 8 (Temmuz 629) tarihinde onların üzerine gönderdi. Ani bir gece baskınıyla birçok kadınla beraber kabilenin hayvanları da ele geçirildi. Bir süre sonra Benî Âmir b. Sa‘saa’dan Müslüman olan bir heyet, Hz. Peygamber’in huzuruna geldi ve esir alınan kadınların iade edilmelerini istedi. Şücâ‘ b. Vehb ve arkadaşlarıyla istişare eden Hz. Peygamber kadınların da İslamiyet’i kabul etmeleri üzerine serbest bıraktı.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: