İÇKİLİ YERDE NAMAZLIK

  • 21 Ağustos 2016
  • 309 kez görüntülendi.
İÇKİLİ YERDE NAMAZLIK

İÇKİLİ YERDE NAMAZLIK OLUR MU?

  Son sınıf her öğrenci için sıkıntılarla doludur. Bir tarafta yıllardır aynı havayı teneffüs ettiğiniz, çok özel sırlarınızı, dertlerinizi paylaştığınız dostlarınızdan ayrılacak olmanın verdiği tatsızlık; diğer tarafta ise geleceğinizi etkileyecek bir sınava katılacak olmanızın oluşturduğu tedirginlik ve kaygı…

 

O gün dört arkadaş yaşadığımız bu kaygı ve sıkıntıdan bir günlüğüne de olsa kurtulmaya,  23 Nisan tatilini fırsat bilip Çocuk Bayramı’nda çocuklar gibi eğlenmeye karar verdik.    Sabahın erken saatlerinde kendimizi tren istasyonunda bulmuştuk. Tren istasyonunda gözüme ilk takılan, banklarda yatan kimsesiz yaşlılar oluyor.

 

–         “Onların da ihtiyacı var eğlenmeye, neden biz eğleneceğiz de onlar eğlenemeyecekler?”

şeklinde düşünerek arkadaşlarımın deyimiyle gönlüme mutsuzluk tohumlarını henüz günün başında iken ekmiş oluyordum.

 

Bir buçuk saatlik yolculuktan sonra Mersin’e ulaştık. Mersin’de mümkün olduğunca önemli ziyaret yerlerini bırakmamaya çalışıyorduk. En çok eğlendiğimiz yer ise Luna Park oldu. Hayatımda ilk defa bir Luna Parka geliyordum. Burada arkadaşlarla yaşadığımız o anki heyecanı anlatmam o kadar zor ki…

 

En son uğradığımız yer deniz kenarı oldu. Saatlerce sahilde bekleyip denizin ruhları okşayan havasını ve güzelliğini seyre daldık. Kimimiz hüzünleniyor, kimimiz ise yapay da olsa mutlu olmaya çalışıyordu. Ama kesin olan şey, hepimizin yüreğinin derinliklerinde hüzün adına, hasret adına, ayrılık adına bir şeylerin hakim olmasıydı.

 

Sahildeki doyumsuz sohbetten hiç mi hiç ayrılmak istemiyorduk. Vakit epey ilerlemişti. Güneşin batmasına kısa bir süre kalmıştı. Bu yüzden ikindi namazını kılmamış olmam rahatsız etmişti beni. Deniz suyuyla abdest aldıktan sonra namaz kılabileceğim bir yer aradım. Sahilde kılamazdım. Zira burada uygun bir yer yoktu. Biraz sonra arkadaşların birinin aklına karşımızdaki kafe geldi.

 

–         Ekremciğim, şu kafede namazını kılabilirsin, dedi arkadaşım.

 

–         İyi ama, dedim. Kafenin tabelasında içki reklamı var. Alkollü yerde namazın ne işi olur.

Üstelik burada seccadenin ya da üzerinde namaz kılabileceğimiz bir şeyin olması mümkün değil.

 

–         Çok doğru, dedi diğer arkadaşım. Hem oradaki insanlara namaz kılmak istediğini

söylersen seninle alay ederler. Boş ver, namazını sonra kılarsın.

 

Kafede namaz kılmayı öneren arkadaşımın yüzünde hafif kızma ifadesi gördüm. Söze yine o karıştı:

 

–         Kardeşim, bence çok önyargılısınız, dedi. Bunlar sonuçta Müslüman değiller mi, neden alay etsinler ki?

 

En sonunda kafeye gidip namaz kılabileceğim bir yeri sormaya karar verdim. Hafif hafif adımlarla, biraz da heyecanla kafenin önünde oturan insanlara selam verdim.

 

–         Merhaba ağabey!

 

–         Buyur kardeş, dedi yaşlı olanı.

 

–         Ağabey, ben namaz kılmak istiyordum, dedim. Namazlık gibi bir şey var mı sizde acaba?

 

Bu arada adamların yüz ifadesine dikkat ediyordum, bu isteğim onlarda nasıl yankı bulacak, diye. Ancak hiçbir şekilde ters bir yüz ifadesi yoktu onlarda.

–         Tabi var kardeş, dedi. Namazlık içeride, dolabın arka tarafında.

Nasıl da mahcup olmuştum kendi kendime. Önyargılı olduğum için kendime bir kez daha sinirlendim. Gönül rahatlığı ile namazımı kıldıktan sonra o insanlara teşekkür edip oradan ayrıldım.

 

Ayrılırken o ağabeylerden duyduğum “Allah kabul etsin.” dileği beni daha da huzurlu kılmıştı.

 

23.04.2003-ADANA  ( EKREM YILMAZ )

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: