İBRET DOLU İKİ ANI

  • 22 Ağustos 2016
  • 417 kez görüntülendi.
İBRET DOLU İKİ ANI

                      DUA-SADAKA

 

Araba Altında Eziliyordum

   Kampüsün girişinde yapılacak dikitin inşaatından ötürü araçlar, fakültemizin aşağısındaki Tıp Fakültesinin önünden geçiyordu. Bu nedenle normalde tek şeritli olan bu yol geçici olarak gidiş-geliş olarak, çift şeritli hale getirilmişti.

   “İslam Felsefesi” ve “Hadis Kaynakları” dersleri sınavından sonra allak bullak olmuş bir kafayla ilerliyordum. İkindi namazı için camiye yöneldim. Ancak iftara geç kalırım, diye vazgeçtim.

   Tıp Fakültesi’nin önündeki yoldan karşıya geçecektim. Aklımda binbir düşünce vardı. Yolun çift şerit haline getirildiğini adeta unutmuştum. Onun için karşıya geçerken sadece solumu kontrol ediyordum. Soldan araç falan gelmediğini görünce karşı tarafa doğru koşar adımlarla yürüdüm.

            Birazdan arkadaşım Mustafa’nın,

–  “Ekrem, dikkat et!” sesiyle birden irkildim.

   Üzerime doğru gelen arabanın korna sesiyle de yüreğim ağzıma geldi. İki saniye sonra kesin arabanın altındaydım. Bütün hayatım bir film gibi gözümün önünden geçti. Arabanın altına girip ezilmem an meselesiydi. Bu arada karşı taraftaki insanların çığlık sesleri de geldi kulaklarıma.

   Elimi yüzüme verip çarpmanın vereceği acıya hazırlanmaya çalıştım. Birazdan etrafıma baktığımda arabanın, ayağımın tam dibinde durduğunu gördüm. Şoförün savurduğu hakaretler umurumda değildi. İyi de ben nasıl kurtulmuştum. Tam üzerimde hissettiğim arabanın altında kalmaktan nasıl olur da kurtulmuştum?

   Belki kimse inanmayacak; ama birden içime iki kelime doğdu: “Sadaka ve dua”

   Şimdi anlamıştım. Benim kurtuluşuma annemin verdiği sadakalar ve bana yapılan dualar vesile olmuştu. Bundan çok emin idim.

Abi, Telefon Senin mi?

 

   Henüz yaşadığım olayın şokunu üzerimden atamamışken, hemen Bey Mahallesi’ne doğru giden otobüse bindim. Boş yer olduğu için koltuğa oturdum. Yanımda da bir liseli öğrenci oturdu. Bu arada cep telefonum kot pantolonumun arka cebindeydi. Pantolonun cebi geniş olduğu için telefonum yolculuk esnasında koltuğa düşmüş. Tabi, ben telefonum düştüğünün farkına varamadım.

   İneceğim durakta otobüs durdu. Aklımda telefon falan yoktu. Otobüsün merdivenlerinden tam yere basacaktım ki,

–         “Abi, telefon senin mi?” diye bir ses duydum.

   O anda Rabbimin bugün bana ettiği ikinci bir iyiliğini hissettim. Çünkü o genç isteseydi telefonu kimseye belli ettirmeden alabilirdi.

   Bu olay sonrasında da o önemli iki kelime yine çıktı karşıma: “Sadaka ve dua.”

   Şükürler Evrenin Sahibi’ne,

   Şükürler Mülkün Maliki’ne,

   Şükürler Alemlerin Rabbi’ne…

29.11.2001-ADANA  ( EKREM YILMAZ )

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: