Hayatımız Ramazan ile Değişmeli

  • 31 Ağustos 2016
  • 132 kez görüntülendi.
Hayatımız Ramazan ile Değişmeli

RAMAZAN, HELALLEŞMEK İÇİN İYİ FIRSAT

 Hz. Peygamber, insanların karşılıklı olarak birbirlerinin haklarına riayet etmelerini, yapılan haksızlıkları dünyada iken telafi etmeleri gerektiğini vurgular: “Kim kardeşine haksızlık etmişse, onunla helalleşsin…” buyurur. (Buhari, Rikak, 48) Zira ilahî adalet gereği kıyamet günü geldiğinde Allah Teâlâ boynuzsuz koyuna eziyet eden boynuzlu koyundan bile hesap soracaktır.  (Müslim, Birr ve Sıla, 60)  Yapılan haksızlıkların ahirete bırakılmasını ise “müflis” benzetmesi ile anlatır: Asıl müflis (iflas eden), kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna küfretmiş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını da dövmüştür. (İhlal ettiği bu hakların karşılığı olarak) iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şayet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır.” (Kaynak: Müslim, Birr ve Sıla, 59)

Oruç nefsi dizginler

Abdullah ibni Ömer Radiyallâhu Anhüma rivayet ediyor:

Resulullah (s.a.v) ile birlikte çıkmıştık. Biz gençtik ve evlenme imkânımız yoktu. Efendimiz  şöyle buyurdu:

“Ey gençler! Evlenmeye imkânı olan evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan korur, iffeti muhafaza eder. Evlenmeye imkân bulamayan da oruç tutsun. Çünkü oruç cinsel arzuları kırar, azaltır.”

 Ramazan temizleyicidir

Ebu Said el-Hudrî’nin rivayetine göre, Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz ki, Ramazan ayı ümmetimin ayıdır. İçlerinden hastalananlar olur, onu ziyaret ederler.

“Bir Müslüman yalan söylemeden ve gıybet yapmadan oruç tutar, iftarını helal rızıkla yapar, farzları gözetip karanlıkta yatsı ve sabah namazına (camilere) giderse, yılanın derisini değiştirip çıkardığı gibi günahlarından kurtulup çıkar.”

 

 

RAMAZAN YARDIMLAŞMAKTIR…

BALIĞI O YESİN: Hz. Ömer’in oğlu Abdullah Arafat’tan Cuhfe’ye indiğinde hastalandı. Canı balık çekmişti. “Canım balık yemek istiyor. Benim için bulamaz mısınız?” dedi. Aradılar sonunda bir taneden başka bulamadılar. Onu alıp Abdullah’ın hanımı Safiye b. Ebi Ubeyd’e getirdiler. O da pişirip onun önüne koydu o sırada bir fakir gelerek Abdullah’ın yanına oturdu. Abdullah O’na şu balığı al da ye!” dedi. Bunun üzerine oradakiler “Sübhanellah! Bizi o kadar yordun; bu balığı güç bela bulabildik onu sen ye; bu adama da başka bir şey veririz” dedilerse de O “Ben bu balığı çok istedim. Öyle ise onu sadaka vereceğim” dedi. Ebu Nuaym – Hilye)

AHİRETE BİR ŞEYLER GÖNDERİN:    Zorlu hicret yolculuğunun ardından Medine’deydi artık Allah Râsulü (sav). Ranuna Vadisi’nde toplanan Müslümanlar heyecanla bekledikleri peygamberlerinin önderliğinde ilk Cuma namazını eda edeceklerdi. Hz. Peygamber kalabalığın arasında ayağa kalktı. Allah’a hamd ve sena ettikten sonra “Ey insanlar, (ahirete gitmeden) önceden, kendiniz için bir şeyler gönderin” diyerek hutbesine başladı. Kıyamet günü insanoğlunun Rabbinin huzuruna çıkınca yaşayacağı dehşeti ve tedirginliği anlattı. Ardından cehennemden bahsetti. Cehennem ateşini o an hissediyormuş gibi birkaç defa yüzünü sakındı ve şöyle dedi: “Yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun! Bunu bulamayan ise en azından güzel sözle kendini korusun!” (Buhari, Edeb, 34; İbn Hişam, Siret, III, 30)

Merhametin simgesi Canımız Peygamberimiz (s.a.v)  İnsanlara güler yüzlü davranmak, güzel söz söylemek, selam vermek, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırmak, misafire ikramda bulunmak, ilim öğrenmek ve ilmini Müslüman kardeşiyle paylaşmak, iki kişinin arasını düzeltmek, kaybolana yol göstermek, kötülükten uzak durmak, gelip geçerken insanlara zarar veren bir şeyi yoldan kaldırmak, ailesinin geçimini sağlamak, bir engelliye yardımcı olmak, meyvesinden faydalanılması için ağaç dikmek, su ikram etmek gibi davranışların hepsini sadaka olarak nitelendirmektedir. Ne mutlu sadakaya sadık kalanlara..

BİZ ORUÇ TUTTUĞUMUZ GİBİ,ORUCUMUZ DA BİZİ TUTMALI…
ELİMİZİ, DİLİMİZİ TÜM BEDENİMİZİ GÜNAHTAN UZAK TUTMALI..

 

 

KENDİNİZE İYİLİK YAPIN: NAMAZA HAKİKİ BAŞLAYIN

Ramazan ayı, Rabbimizin en büyük emri olan NAMAZ ibadetine yönelmemiz için güzel bir vesile olabilir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ve yüce sahabeleri, Bedir Savaşının en şiddetli ânında bile namaz kılmayı ihmal etmemişlerdi. Canlarını kurtarmayı değil, sonu ölüm de olsa namazı tercih etmişlerdi.Adı “Müslüman” Olan birinin soyadı “NAMAZ” olmalı. Bir müslümana “Namaz kılıyor musun?” diye sormak hepimizce ilginç gelmelidir. Zira Müslüman olan NAMAZ kılar. Namaz kılmayan bir insanın müslümanlığı  kanadı kırık kuş gibidir. Efendimiz (s.a.v) “Dinde namazın yeri vücutta başın yeri gibidir” buyurmak suretiyle Namazın OLMAZSA OLMAZ bir ibadet olduğunu vurgulamıştır. Namaz, ALLAH ile görüşmek demektir. Namaz kılmayan bir insan, ALLAH ile görüşmeyi reddetmiş demektir.Namaz, kılındığında en fazla sevap kazandıran, ihmal edildiğinde ise en büyük azaba sebep olan bir ibâdet olduğuna göre, her gün namazı düşünmemiz, her gün bir adım daha ilerlememiz gerekmez mi? Ne mutlu Namaz kılanlara…Ne mutlu huzuru namazda bulanlara…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: