HAC NEDİR, NASIL YAPILIR?

  • 31 Ağustos 2016
  • 148 kez görüntülendi.
HAC NEDİR, NASIL YAPILIR?

HAC: Kelime olarak; saygı duyulan büyük ve önemli bir şeye yönelmek, ziyaret etmek demek. Bir fıkıh terimi olarak Hac; imkânı olan müslümanların belirlenmiş zaman içinde Mekke’deki kutsal yerleri ALLAH rızası için ibadet niyetiyle ziyaret etmeleridir. İslâm’ın beş temel esasından biri olan hac; İslâm’ın evrenselliğini, birlik ve beraberliğini, ırk, renk, cinsiyet, dil, ülke ve kültür ayırımı yapmadan müminlerin kardeşlik ve eşitliğinin temsil edildiği bir ibadettir. Hac, kefen misali bembeyaz giysiler içinde âhiretteki mahşeri

hatırlatan, aynı kıyafet içinde zengin-fakir, şehirli-köylü ayırımını ortadan kaldıran, “ben”liği yıkıp “biz”i öne çıkaran, şeytan taşlama, tavaf ve sa’y gibi “temsîli” görevlerin îfa edildiği, helal olan bazı şeylerin ihrama girdikten sonra haram kılındığı ve böylece nefis terbiyesi, irade ve sabır eğitiminin yapıldığı, yüz binlerle birlikte Allah’a açılan ellerin boş çevrilmediği, dînî duyguların ihlas ve samimiyetin doruk noktaya çıktığı bir ibadettir.

>Hac hicretin 9.yılında (631’de) farz kılınmıştır

HAC KİMLERE FARZDIR? Akıllı, ergenlik çağına girmiş, dinen zengin, özgür, sağlıklı ve yol güvenliği olan her müslümana ömürde bir defa hac farzdır.

HAC NEREDE YAPILIR?> Mekke’deki Mescid-i Haram, Kabe, Safa-Merve,  Arafat, Müzdelife ve Mina’da yapılır.

HAC NE ZAMAN YAPILIR?> Kurban Bayramı Arefe günü öğleden sonra başlar bayram boyu devam eder. Yani Zilhicce ayının 9,10,11,12 ve 13.günlerinde yapılır.

HACCIN FARZLARI NELERDİR?

Ihram, Kâbe’yi tavaf, Arafat’ta vakfe, Sa’y, Tıraş olmak.

HAC İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

MESCİD-İ HARAM: Mekke’de ortasında Kâ’be’nin bulunduğu cami.

Halk arasında Harem-i Şerif de denir. Yer yüzünde ilk yapılan

Mesciddir. Mescid-i Haram’da kılınan namaz diğer mescidlerde kılınan namazlardan yüz bin kat daha fazla sevaptır

KABE: Sözlükte geometrik şekillerden “küb” anlamına gelen Kâ’be, Mekke’de Mescid-i Haram camisinin ortasında yaklaşık 13 m. yüksekliğinde, 11-12 m. eninde taştan yapılmış kare

şeklinde bir binadır.Yeryüzünde yapılmış ilk bina ve ilk mabeddir. Kâ’be günümüze kadar bir çok kere tamir edilmiştir.Kâ’be, her yıl üzerinde hac âyetlerinin yazılı olduğu siyah ipek örtü ile örtülür.

Doğu köşesine, Rüknü Hacer-i Esved, Güney köşesine Rüknü Yemânî, Batı köşesine Rüknü Şâmî, Kuzey köşesine, Rüknü Irâki denir. Kuzey batı tarafında Hatîm ve Mîzâb

Kuzey doğu duvarında, kapı, Kuzey-doğu duvarı karşısında Makam-ı İbrâhim ve zemzem kuyusu, Doğu köşesinde Hacer-i Esved vardır.

KABE’nin KUR’AN-I KERİM’DEKİ  İSİMLERİ

>>Beytullah: ALLAH’ın evi.

>>Beytül Atik: Eski ev.  

>>Beytü’l-haram: Saygı duyulan ev

>>Beytü’l-muharrem: Saygın kılınmış ev

>>Beytü’l-ma’mûr: İmar edilmiş ev

 

 

HATÎM: Kâ’be’nin kuzeyinde Rükn-i Irâkî ile Rükn-i Şâmî arasındaki batı duvarının karşısında, yerden 1 m yükseklikte 1.5 m kalınlı ğında yarım daire şeklindeki duvara denir. Hatîm, Kâ’be’den

sayılır. Tavaf, Hatim’in dışından yapılır.

HİCRİ İSMAİL: Kâ’be’nin kuzey-batı duvarı ile Hatim arasındaki boşluğa denir. Hatim bölgesinin iç kısmıdır. Hz. İbrâhim (a.s.) ile oğlu İsmail (a.s)’ın yaptığı Kâ’be binası bu kısmı da içine alıyordu.  605 yılında yapılan tamirde bu kısım inşaat malzemesi yetmediği için Kâ’be dışında bırakılmıştır.

HACERÜL ESVED: Siyah taş demektir. Kâ’be’nin doğu köşesinde bulunan 18-19 cm kuturunda kırmızımsı, siyah ve parlak bir taştır. İbrâhim ve İsmail (a.s) tarafından Kâ’be inşa edilirken Ebû Kubeys dağından getirilmiştir. Kâ’be’nin doğu köşesine, tavafa başlangıç işareti olarak konulmuştur.

MÜLTEZEM: Hacer-i Esved’in bulunduğu köşe ile Kâ’be kapısı arasında kalan kısma denir.

ZEMZEM: Kâ’be’nin doğusunda Yüce Allah’ın Hâcer ile oğlu İsmail’e ihsan ettiği suya denir. Tarihin çeşitli zamanlarında zemzem kuyusu kaybolmuş en son Peygamberimizin dedesi Şeybe (Abdülmuttalip) tarafından ortaya çıkarılmıştır.

MAKAM-I İBRAHİM (İbrâhim’in Makamı).

Hz. İbrâhim (a.s)’ın Kâ’be’yi inşâ ederken iskele olarak kullandığı veya halkı hacca da’vet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Bu yer, Kâ’be’nin doğu tarafında, zemzem kuyusu ile Kâ’be’nin kapısı arasındadır. Buradaki taşta ayak izi vardır. Taş, cam bir fanus içine alınmıştır.

ALTINOLUK (MİZÂB): Kâ’be’nin damında biriken yağmur sularının dışarıya akması nı sağlamak amacıyla Hatîm’in bulunduğu taraftaki duvarın üstüne yerleştirilen altından yapılmış oluktur. Sözlükte yasak bölge anlamına gelen “Harem Bölgesi” Mekke ve çevresine verilen bir isimdir. Mekke ve çevresine bu ismin verilmesi, zararlılar dışındaki hayvanlarının öldürülmesinin ve bitkilerinin koparılmasının yasak olması sebebiyledir.

İHRAM: Sözlükte hürmet edilmesi gereken bir yere ya da zamana girmek anlamına gelen ihram hac veya umre yapacak kimseye normal zamanlarda helal olan bazı şeylerin haram olması demektir. Hac veya umrede giyilen beyaz özel dikişsiz elbiseye de ihram denmektedir. İhrama girildikten sonra koku sürmek, koklama, tırnak kesmek, vücuttan kıl koparmak, tartışmak, Mekke!deki bitki veya hayvanlara zarar vermek gibi yasaklar başlar.

TELBİYE: İhrama girip niyet ettikten sonra okunan duadır.

Okunuşu: Lebbeykallahümme lebbeyk. Lebbeyke laşerike leke lebbeyk. İnnel hamde vennimete leke velmülk, laşerike lek.

Anlamı: Buyur Allah’ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur.

Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümranlık sana

mahsustur. Senin ortağın yoktur

MİKAT: İhrama girmek için Mekke çevresinde belirlenmiş sınırlardır

TAVAF: Hacerül esved hizasından başlanarak Kabe’nin etrafında yedi defa dönmektir.
ŞAVT: Kabe’nin etrafında bir kere dönmektir. 7 Şavt = 1 Tavaf

SA’Y: Sözlükte; iş yapmak, yürümek ve koşmak anlamlarına gelen “Sa’y”; Mescid-i Haram’ın doğu tarafında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında, 7 defa gidip gelmektir. Safa’dan başlayarak dört kere gidip üç kere gelmek demektir.

Sa’y; Hz. İbrahim’in eşi Hacer’in, oğlu İsmail’e su bulmak için Safa ve Merve tepeleri arasında yedi sefer gidip gelmesine dayanır.

ARAFAT: Mekke’nin 25 km. güney doğusunda ova görünümünde düz bir alanın adıdır. Doğu, kuzey ve güneyi dağlarla çevrilidir.

Hz. Adem ile Havva’nın cennetten indirildikten sonra buluştukları yere “Arafat”, buluştukları güne “arefe” denilmiştir. Arafat’ın ortasında  halk arasında Arafat Dağı diye bilinen“Cebel- i Rahme” (rahmet dağı) var.

VAKFE: Sözlükte belirli bir yerde bir süre kalmak anlamına gelen

vakfe”; Arafat bölgesinde ibadet niyetiyle bir süre beklemek demektir. Vakfe arefe öğleden sonra ile bayram sabahı arası bir vakitte yapılır.

MÜZDELİFE: Arafat ile Mina arasında harem sınırları içinde  bir bölgenin adıdır. Hacılar bayram arefesi geceleyin burada kalırlar. Buna Müzdelife vakfesi denir. Müzdelifede taş toplanır.

MİNA: Mekke ile Müzdelife arasında harem sınırları içinde bir bölgenin adıdır. Kurban bayramı günleri (Zilhicce 10, 11, 12 ve 13) Mina’da şeytan taşlama, kurban kesme ve tıraş olmak üzere 3 görev yerine getirilir. Şeytan taşlanırken taşların biriktiği yere cemre denir. Şeytan taşlamada; Birinci gün, Akabe Cemre’sine 7, İkinci gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21, Üçüncü gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21, Dördüncü gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21 olmak üzere toplam 70 taş atılır.

HAC NASIL YAPILIR?

>>>Önce umre yapılır. (Tavaf ve Sa’y)

>>>Arefe günü öğleden sonra Arafat’a çıkılır.

>>>Arefe akşamı müzdelifeye gidilir.

>>>Bayram sabahı Mina’da şeytan taşlanır, kurban kesilir, tıraş olunur, ihramdan çıkılır.

>>>Kabe’ye gidilir, tavaf yapılır.

UMRE: Sözlükte; ziyaret etmek, uzun ömürlü olmak, evi mamur etmek,

bir yerde ikâmet etmek, korumak, malı çok olmak ve Allah’a

kulluk etmek anlamlarıNa gelen Umre, belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girip tavaf ve sa‘y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkarak yapılan bir ibadettir.

HAC ve UMRE ARASINDAKİ FARKLAR

HAC UMRE
Hükmü: FARZDIR… Hükmü: SÜNNETTİR.
Zamanı belirlidir. Her zaman yapılabilir.
Kurban kesme var. Kurban kesme yok
Şeytan taşlama var. Şeytan taşlama yok.
Vakfe var. Vakfe yapılmaz.

PEYGAMBERİ ZİYARET ( MEDİNE)

Medine, Suudi Arabistan’ın Hicaz bölgesinde, Mekke’nin yaklaşık 450 km. kuzeyinde ve Kızıldeniz kıyısından iki yüz km. kadar içeride yer alan bir şehirdir. İslâm’dan önceki adı “Yesrib” iken, Hicretten sonra Hz. Peygamber tarafından “el-Medine” diye adlandırılmıştır. Zamanla, “Peygamber’in Şehri” anlamına, “Medinetü’n-Nebi” ve “Allah Resulü’nün nuru ile aydınlanmış şehir” anlamına “el-Medinetü’l-Münevvere” diye de anılmaya başlamıştır. Medine, Hz. Peygamber’in hicret yurdudur. Mekkeli müşriklerin baskı ve eziyetleri sonucu Allah’ın Resulü buraya sığınmış, peygamberlik hayatının son on yıllık kısmını burada geçirmiş, Kur’an’ın büyük bir kısmı bu topraklarda inmiştir. Yine, ilk İslâm devleti Resülullah’ın öncülüğünde Medine’de kurulmuş, İslâm’ın nuru dünyaya buradan yayılmıştır. Allah’ın Resülü son nefesini burada vermiş, yine burada toprağa verilmiştir. Her müslüman, o büyük peygamberin yaşadığı, İslâm’ı tebliğ ettiği yerleri görmek, soluduğu havayı solumak arzusunu içinde taşır. İşte bu sebeple, müminler  Hz. Peygamber’in mescidinin, kabrinin, Uhud şehitliğinin ve Baki mezarlığının bulunduğu ve İslâm tarihinin bir çok önemli olayının gerçekleştiği Medine-i Münevvere’yi ziyaret ederler. Özellikle Medine’ye uzak ülke ve beldelerde oturanlar açısından, hac yolculuğu, Resülüllah’ın mescidini ve kabrini ziyaret için iyi bir fırsattır. Hz. Peygamber (s.a.v.) in Medine’ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte inşa ettiği ve Mescid-i Nebevî yahut Mescid- i Resül diye anılan Medine Mescidi, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa’dan sonra yer yüzündeki en faziletli mescittir. Resülüllah’ın kabr-i şerifi de Mescid’in doğu yönünde bulunan hücrede yer almaktadır. Mescid’in genişletilmesi sebebi ile günümüzde bu hücre mescidin içinde kalmıştır. Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer’in kabirleri de aynı yerdedir. RAVZA-İ MUTAHHARA: Temiz bahçe demektir. Bu tâbir; Medîne’de Mescid-i Nebevî’de Peygamberimiz (a.s.)’in kabri ile minberi arasındaki bölüme denir. 200 metrekarelik bir alandır. Peygamberimiz (a.s.) “Evimle minberim arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir” demiştir.

 

MEDİNE’de DİĞER MÜBAREK MEKANLAR

Kuba Mescidi: İslam tarihinde yapılmış ilk camidir. Kuba, Medine’ye yaya olarak bir saatlik mesafede bulunan meskûn mahaldir. Bu gün Medine’nin bir mahallesi haline gelmiştir.

Cuma Mescidi:  Resülullah, hicret yolculuğu sırasında uğradığı ve bir mescid inşa ettiği Kuba’dan Medine’ye gitmek üzere bir Cuma günü yola çıktı.Yolu üzerinde bulunan Rânûna Vadisi’ne ulaştığında öğle vakti olmuştu. Allah’ın Resülü ilk Cuma namazını burada kıldırdı. Namazın kılındığı bu yerde inşa edilmiş olan mesid, Cuma Mescidi

adıyla anılmaktadır.

Baki’ Mezarlığı (Cennetü’l-Bakî’): Mescid-i Nebevi’nin yakınında bulunan bu mezarlığın yerini Hz. Peygamber (s.a.v) belirlemiştir. Mezarlık olarak kullanılmaya başlamadan önce Baki’, “ğarkad” denilen bir tür çalılık ile kaplı idi. Bu sebeple “Ğarkad” diye de anılır. Buraya

muhacirlerden ilk defnedilen Osman b. Maz’ûn’dur. Daha sonraları Hz. Peygamber’in oğlu İbrahim de buraya defnedildi.Yine Peygamberimizin kızlarından Rukiyye, Zeynep, Fatıma ve torunu Hasan da buraya defnedildi. Yine Peygamberimizin amcası Abbas, Halası Safiyye binti Abdülmuttalip, Hz. Osman, Abdurrahman b. Avf, Sa’d ibn-i Ebi Vakkas ve Ebû Hüreyre gibi bir çok İslâm büyüğü burada yatmaktadır.

Mescid-i Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid): İslâm’ın ilk yıllarında namaz Küdüs’teki Mescid-i Aksâ’ya doğru kılınıyordu. Peygamber Efendimiz kıblenin Mekke’deki Mescid-i Haram olmasını, namazların Mescid-i Haram tarafına dönülerek kılınmasını arzu ediyor ve bu yönde vahy gelmesini bekliyordu. Resûlüllah’ın Medine’ye hicret etmesiniden on altı ay sonra idi. Bir gün Hz. Peygamber (s.a.v.) Seleme oğulları mescidinde sahabileri ile birlikte öğle namazını kılıyordu. Namazın ilk iki rekatı tamamlandığı sırada kıblenin Mescid-i Haram olması yönündeki beklentisini gerçekleştiren vahiy geldi:

(Ey Peygamberim!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme,) elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanı z yüzünüzü hep onun tarafına çevirin.”

Bu ayetin inmesi üzerine Peygamberimz (a.s.) ve onunla birlikte namaz kılanlar yüzlerini ters yöne yani Mekke’deki Mescidi Haram yönüne çevirip namazı öyle tamamladılar.Böylece namazın ilk iki rekatı eski kıble olan Mescid-i Aksâya doğru, son iki rekatı ise yeni kıbleye, Mescid-i Haram’a doğru kılınmış oldu. Bundan dolayı içinde bir tek namazın iki ayrı kıbleye doğru kılındığı bu mescide, “İki Kıbleli Mescid” anlamına “Mescidü’l- Kıbleteyen” denmiştir.

Uhut Şehitliği: Uhud, Medine’nin 5 km. Kuzeyinde yer alan bir dağın adıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.), Hicretin 3. yılında, bu dağın eteklerinde Mekke’li müşrikler ile savaşmıştır. İslâm tarihinde Uhut savaşı

diye anılan bu savaşta aralarında Hz. Hamza, Abdullah b. Cahş, Mus’ab b. Umeyr, Hanzala b. Ebî Âmir ve Enes b. Nadr’ın da bulunduğu 70 sahabi şehit düşmüş ve buraya defnedilmişlerdir. Uhud şehitliğinin ziyaret edilmesi müstehap görülmüştür. Hz. Peygamber (a.s.), “Uhut bizi sever, biz de kendisini severiz” 438 buyurmuştur.

MESCİD-İ SEB’A (Yedi Mescidler): Hendek savaşında Peygamber efendimizin namaz kıldığı, savaşı gözetlediği yerlere yapılan yedi adet küçük mescidden oluşmaktadır.  Yedi mescidler denilen yedi küçük mescidden oluşan bu mescidler Hz. Selman, Hz. Ebubekir, Hz. Omer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz.Fatıma, Hz.Sa’d b.Muaz için yapılmıştır. Günümüzde orada büyük bir mescid yapılmıştır.. Ona Mescid-i Seba denir. RABBİM, Hepimize nasip etsin…
EKREM YILMAZ…  02/05/2016 NAAL, Diyarbakır…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: