Gelin TÖVBE Edelim

  • 09 Eylül 2016
  • 671 kez görüntülendi.
Gelin TÖVBE Edelim

RABBİMİZ ( Celle Celaluhu) Buyuruyor ki:

>>> “Onlar çirkin bir günah işledikleri veya herhangi bir günaha girerek kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar ve günahlarını bağışlaması için O’na niyazda bulunurlar. Günahları ise Allah’tan başka affedecek kim vardır? Ve onlar işledikleri günahta bile bile ısrar etmezler.” ( Al-i İmran Suresi, 135.ayet)

>>>“Ancak tövbe eden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” ( Furkan Suresi, 70.ayet))

>>>” Muhakkak ki, Allah çok çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.” Bakara Suresi, 222.ayet)

>>> “De ki: ‘Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir.” ( Zümer S., 53.ayet)

Canımız PEYGAMBERİMİZ ( Sallallahu Aleyhi Vesellem) Buyuruyor ki:

>>> “ALLAH katında tövbe eden gençlerden daha hayırlı kimse yoktur.”

>>> “Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tövbe edenlerdir.”

>>> “Mü’min günah işlediğinde, kalbinde siyah bir leke olur. Tövbe eder, günahı terk eder ve istiğfar ederse, bu siyahlıktan kurtulur, günah artarsa siyahlık da artar…

>>> “Allah kulunun tövbesini, can boğaza gelmedikçe kabul eder.”

>>> “Tövbe güzeldir, fakat gençlerde olursa daha güzeldir.”

TÖVBE: Sözlükte “Allah’a dönüş ve yöneliş” anlamına gelen tövbe, dini terim olarak yapılan kötülüğü, işlenen günahı veya kabahati günah olduğunu bilip, onu bırakıp terk ederek Allah’a dönmek, O’ndan affetmesini, bağışlamasını dilemek, yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek yalnız Allah’a yalvarmak demektir.

İslâm’da insanın günah işleyebileceği kabul edilmiş ve bundan korunma ve kurtulma yolları insana öğretilmiştir. İşte yapılan kötülükten, işlenen günah ve kabahatten kurtulup manevi kirlerden temizlenme yolu tövbedir. Tövbe ile insan, yapmış olduğu günah ve kusurlar dan kurtulup o günah ve hataları hiç yapmamış gibi tertemiz olur. Nitekim bu hususta Peygamber Efendimiz, “Günahtan tam dönen ve tövbe eden, o günahı hiç işlememiş gi bidir.” (İbn Mace, Zühd 30) buyurur.

NASUH TÖVBESİ: Yüce Allah, Tahrim suresi 8. ayette: “Ey inananlar, tövbe- i nasûh ile Allah’a tövbe ediniz. Umulur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örtüp temizler ve sizi içinden ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir…” buyurmaktadır. Bu ayette kastedilen nasûh tövbesi nedir?
Nasûh Çok öğüt veren demektir. Tövbe, çok öğüt verici olarak nitelendirilmiştir. “Nasuh tövbe edin” demek sahibine, günahı bırakmasını öğütleyen, onu günahtan kurtaran sadık bir tövbe ile tövbe ediniz, Allah’a dönünüz demektir. O halde nasûh tövbesi; hemen günahı terk etmek, geçmişte olanlara pişman olmak, gelecekte günah işlememeye karar vermek ve üzerinde bulunan her hakkı sahibine ödemek demektir.

Tövbenin Kabulünün Şartları: Tövbenin Allah katında makbul olması için bazı şartlar vardır. Yalnız bu şartlar işlenen günahın çeşidine göre farklılık arz etmektedir. Günahın kime karşı işlenmiş olduğu, onlardan kurtulmak için tövbe yapılırken önem arz etmektedir. Bu bakımdan günahı ikiye ayırabiliriz:
a- ALLAH HAKKI İLE İLGİLİ GÜNAHLAR: Allah hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etmenin üç şartı vardır:
1) O günahı işlediğine pişmanlık duymak: İnsan vicdanında, işlenen günahın bir kötülük olduğu ve kul ile Allah arasında bağlantıyı zedelediğine karar verildiğinde, bir huzursuzluk ve pişmanlık başlayacaktır.Günah işleyen kul, tövbe kapısına; günahlarını itiraf ederek, bu günahların verdiği huzursuzluk ve pişmanlıkla silkinmiş, uyanık bir kalp ve gönülle gelecektir. Sözü edilen huzursuzluk, şahsı tövbe etmeye iten bir etkendir.
Pişmanlık tövbenin ilk şartıdır. Nitekim Allah Resulü, önemine binaen, “tövbe pişmanlıktır” buyurmuştur. Pişmanlık tövbenin kendisidir. Pişmanlık olmadan tövbe yapılamaz.

 

 

2) Tövbe edilen günahı kesinlikle terk etmek: Tövbe; yalnız bir kalp işi, bir ürperti, irkilme ve gözyaşı dökme şeklinde, soyut bir pişmanlık değildir. Yani tövbe, birtakım iç duygulardan ibaret değildir. Aksine tövbe, derunî duygular üzerine birtakım eylemlerin bina edildiği bir süreçtir. Örneğin, tövbe eden, Allah’ın yasakladığı günahı terk etmeli, imkân ölçüsünde emirlerini yerine getirmelidir. Tövbe ettiği günaha devam etmemelidir. Günahlarına tövbe ettiği halde, onları işlemeye devam eden fert, kendisi ile tezada düşmüş demektir. Böyle bir tavır, pişmanlık olgusu ve günahı tekrar işlemeyeceğine dair sözü ile bağdaşmayacaktır. Hâlbuki şahsın, tövbe ettiği günahları hemen terk etmesi, pişmanlığının ve aynı günahı tekrar işlememedeki kararlılığının bir belirtisi olacaktır.
3) Tövbe edilen günaha kesinlikle dönmeme kararı: Geçmişteki günahlarından pişmanlık duyan şahsın, tövbe etmiş olması için, o günahı tekrar işlememeye kesin karar vermiş olması gerekmektedir. Pişmanlık ve tövbe edilen günaha dönmeme kararı, birer kalp işi olduğundan, bunları gerçek anlamıyla yalnız Allah bilebilecektir. Dolayısıyla, kimin gerçek manada tövbe etmiş olacağı insanlar tarafından bilinemeyecektir. Tövbenin sıhhat bulması için, şahsın tövbe ettiği günaha tekrar dönmeyeceğine dair Allah’a söz vermesi gerekmektedir.
b- KUL HAKKI İLE İLGİLİ GÜNAHLAR Kul hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etmenin ise dört şartı vardır. Bu şartlar; yukarıda zikrettiğimiz üç şartla birlikte dördüncü şart ise; hakkı yenilen kulun hakkını sahibine iade etmek ve ondan helallik almaktır.

ESMAÜL HÜSNA’dan TÖVBEYLE İLGİLİ İSİMLER

Allah’ın tüm isimlerini içine alan ve “en güzel isimler” anlamına gelen ifadeye esmaül hüsna denir.

RAHMAN   : Tüm canlılara merhamet eden.

RAHİM  : Kıyamette sadece müminlere merhamet eden.

ĞAFFAR: Affetmesi pek çok olan.

LATİF   : Kullarına lutfeden.

HALİM : Hemen ceza vermeyen, öfkelenmeyen.

ĞAFUR: Günahları bağışlayan.

VEDUD: Varlıkları seven, iyi kullarını çok seven.

TEVVAB  : Tövbeleri kabul eden.

AFÜVV         : Tüm günahları silen, affeden.

SEBUR    : Çok sabırlı,hemen cezalandırmayan.

 

AFFEDİLMEK İÇİN AFFEDELİM

Bir ayet: Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir!”

( A’raf suresi, 199.ayet)

Bir Hadis: Allah, affeden bir kulun ancak şerefini artırır…”

Hayal kırıklığına uğradığımızda ya da canımız yandığında  ‘Bir daha asla affetmem. Hakkımı helal etmiyorum. Bana bunu nasıl yapar? Ondan nefret ediyorum’ cümlelerini çok sık kullanırız. Oysa Rahmet Peygamberi’nin hayatı, affedici olma konusunda emsal teşkil ediyor.

Affetmek, kini, intikamı ve nefreti silmektir. Affetmek, düşmanlık ve intikamdan vazgeçmektir. Affetmek, kalbimizi öfke ve husumetten temizlemektir. Affetmek, yüreğimizi kaplayan ve kuşatan ağır yükleri hafifletmektir. Suç ve hataları bağışlamak belki onları ortadan kaldırmaz; ancak öfke ve husumeti ortadan kaldırır. Kusur ve kabahatleri affetmek belki onları unutturmaz; ama nefret ve intikamın izini siler. Affetmek, sağlıklı bir iletişim ortamı sağlar; insanı güçlü ve saygın kılar.

Mümini affetme erdemine götüren biricik yol, kalbinde kin ve intikam duyguları barındırmamaktır. Çünkü düşmanlık ve intikamın olmadığı yerde sevgi ve kardeşlik hakim olacak, zamanla yıpranan ilişkiler af ile yeniden tamir edilecektir. Efendimiz (s.a.s) bu yüzden, “Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!” çağrısıyla müminleri kin ve intikam ateşinden uzak durmaya davet etmiştir. Allah’ın hiç sevmediği insanın, husumette sınır tanımayan ve alabildiğine kindar kimse olduğunu hatırlatmıştır. “Husumeti sürdürmen sana günah olarak yeter.” ikazında bulunmuştur. Bizzat kendi adına intikam almaktan uzak durarak da müminlere örnek olmuştur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: