Fitre-Fidye-Teravih

  • 31 Temmuz 2016
  • 110 kez görüntülendi.
Fitre-Fidye-Teravih

FİDYE

Tâkatsizliği ve güçsüzlüğü her geçen gün artarak devam eden ve artık düzelmesi ihtimali olmayan düşkün ihtiyarlar ve şifâsız hastalar, farz ve vacib olan oruç borçlarından kurtulmak için, her oruca mukabil bir fidye verirler. Bir fidye – âyet-i kerîmede de belirtildiği gibi – bir fakiri tam bir gün doyurmaktır. Bir günde ise iki öğün vardır.

Fidyeler, yalnız bir fakire verilebileceği gibi, birden fazla fakirlere de verilebilir. Ramazan içinde verilebileceği gibi, evvelinde veya sonunda da verilebilir. Fakirleri sabah – akşam günde iki öğün doyurmak suretiyle olabileceği gibi, öğünlerin parasını vermek suretiyle de olabilir. Para toptan da verilebilir, her gün ayrı ayrı da…

Oruç tutma gücünde olmayan kimse, fidye verebilecek kadar zengin de değilse, yapacağı iş, Allah’tan afv ve mağfiret dilemektir. Fidye vermek mecburiyeti, onun üzerinden kalkmıştır..

 

FİTRE (FITIR SADAKASI)

Ramazan Ayı içerisinde verilmesi vacip olan sadakaya Fıtır Sadakası (fitre) denir.
Fitrenin miktarı her yıl  değişmektedir.
Ölçü şudur: 1 fitre= Fitreyi verecek bir kişinin bir günlük normal yiyeceğini sağlayacak miktardır. Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl için fitre miktarını belirlemektedir.  Bir ailede kaç kişi varsa o kadar kişinin fitresi verilir.  Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği  miktar asgari değerdir. İsteyen kardeşlerimiz bu miktardan daha fazlasını da verebilir.

RAMAZAN GECELERİNİN NURU : TERAVİH

Ramazan ayında yatsı namazından sonra , vitirden önce kılınan sünnet namazdır. Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki: Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur.”. Teravihi, “nasıl olsa sünnet” düşüncesiyle asla hafife almamak gerekir. Hatta her zamanda ve her şartta tavizsiz bir tavrımız olmalı. Ne zaman ki bir gün kılmayıp ihmal ettiniz; ertesi gün nefis şunu söylemeye hazırdır: “Canım ne olacak kılmasan? Dün de kılmamıştın. Hem zaten farz bile değil. Nefis bunları  diyerek müslümanı kandırmaya çalışır.
Eski asırların insanları çok ibadet eder, tavizsiz yaşarlardı. Ara sıra gerçek mazeretleri olduğunda kılamaz, buna bile üzülürlerdi. Günümüz Müslümanları ise, bir bahaneyle teravihten kaçmak için fırsat kolluyor. Mazeretinin birisi gerçekse, birçoğu asılsız bahanelerden ibaret. Bu yüzden nefse karşı tavizsiz olmak, meydan okumak ve hiçbir bahanesine yüz vermemek tek çözümdür. Teravihi dikkatle yavaş yavaş kılmak en güzelidir.
DİKKAT: Teravih, HIZLI KILINAN NAMAZ DEMEK DEĞİLDİR!
Her namaz, kurallara uygun olarak yavaş yavaş kılınmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: