Asr-ı Saadetten Olaylar

  • 31 Ağustos 2016
  • 88 kez görüntülendi.
Asr-ı Saadetten Olaylar

DÜNYA ONLARIN OLSUN EY ÖMER!>>>Hz. Ömer(ra) sessizce peygamberimizin dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Tavana asılmış kuru bir deri parçası bir torbanın içinde bir kaç kg arpa duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde de Hz.Muhammed’in (sav) üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer’in hıçkırıkları O’nu (sav) uyandırır. Kalkınca hasırın vücudunda iz yaptığını kan oturduğunu gören Hz. Ömer ise omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (sav) hayretle sorar:

“Ey Ömer! Niçin ağlıyorsun?”
-“Ey Allah’ın Elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken Sen ki Allah’ın Elçisisin (sav). İzin ver de biz de senin için…. “ Maksat anlaşılmıştır Allah’ın Elçisi (sav) gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm tatlı bir el işareti ile keser ve “Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı”(Ankebut 64) ayetini okuduktan sonra ekler:

“İstemez misin Ey Ömer! Dünya onların olsun Ahiret de bizim”

10 GÜMÜŞ>>>Cebinde on gümüş vardır.Medine çarşısından bir gömlek satın alır.Kapıda bir fakir yeni aldığı gömleği ister,verir.Dönüp 4 gümüşe ikinci bir gömlek alır.İki gümüşü kalmıştır.Az sonra yolda ağlayan küçük bir kız çocuğu görür.Yanına yaklaşır nedenini sorar. Küçük kız bir hizmetçidir.
-Ev sahibim bana un almam için iki gümüş vermişti. Kaybettim.

Şefkat timsali (sav), cebindeki son iki gümüşü de ona verir.
-”Ağlama”,der” unu bunlarla alabilirsin”
Hizmetçi kız yine de huzursuzdur. “Bu sefer de  eve geç kaldığım için beni dövmelerinden korkuyorum” der.
Hz.Muhammed küçük kızın elinden tutar,önce unu alırlar.Sonra da küçük kızın hizmet ettiği eve giderler.Ev sahipleri akşam saatinde kapılarına bu sürprizden şaşkın ve sevinçlidirler. Efendimiz(sav), küçük hizmetçiyi göstererek:
-”Geç kaldığı için cezalandırılmaktan korkuyordu.Sakın onu dövmeyin” der.
Şaşkınlığı hala atamamış ev sahibi,cevap verir:
”Ey ALLAH’IN Elçisi! Sizin evimizi onurlandırmanıza neden olduğu için şahid olun ben onu azad ediyorum,artık özgürdür.’

Hz. Muhammed bunun üzerine ellerini açarak ALLAH’A hamd eder.
-ALLAH’ım şu on gümüş ne kadar bereketliymiş onunla bana ve bir yoksula birer gömlek giydirdin.Bir kız çocuğunu sevindirdin ve hürriyetini kazandırdın.

HOŞ GELDİN KIZIM >>>Soyunun kıyamet kopuncaya kadar kendisinden devam edeceği ve yedi çocuğu içinde kendi vefatından sonraya kalan  tek evladı olan kızı Fatma, Hz.Muhammed’in kalbinde çok özel bir yere sahiptir. Yanına her girdiğinde mutlaka ayağa kalkarak karşılar,  “Hoş geldin kızım” diyerek öper, elinden tutarak yanına oturtur. Fatma da babasına karşı aynı şekilde davranırdı. Merhamet Önderi Efendimiz(s.a.v) kızına duyduğu sevgiyi ifade ederken:
– “Fatma benim parçamdır, ona eziyet veren bana eziyet vermiş olur”
Beş-on sene öncesine kadar küçücük kız çocuklarını kendi elleriyle öldüren insanlardan oluşmuş bir toplum da onları seyretmektedir, kız çocuğunun gerçekte ne değerli bir nimet olduğunu anlayarak ..

ÇOCUĞU KANDIRMA >>Medine’de bir anne sokağa kaçan çocuğunu eve getirebilmek için “Gel bak sana ne vereceğim” demektedir.

Olaya şahit olan Hz. Muhammed sorar: – Çocuğa ne vereceksin?
Anne “hurma vermek istediğini” söyleyince de uyarır:
– Dikkat et! Sana gelir ve ona bir şey vermeyecek olursan senin için bir yalan günahı yazılır”

KIZINI ZORLA EVLENDİREMEZSİN >>>Arkadaşlarından biri, kızını istemediği biriyle zorla evlendirmek üzeredir. Gönülsüz gelin çareyi Hz. Muhammed’e sığınmakta bulur. – Ey Allah’ın Elçisi! Babam beni istemediğim halde zorla amcaoğlumla evlendiriyor. Hz. Muhammed babayı çağırır.
– Kızını, istemediği halde bir başkasıyla evlendirme hakkına sahip değilsin.

Baba yaptığına pişman olur.

HEPSİ BİZİM OLDU>>>Hz. Ayşe anlatır: Bir gün bir koyun kesmiş ve bir but dışında bütün eti dağıtmıştık. Allah’ın Elçisi:
– “Koyunu ne yaptınız?” diye sordu. Ben bir but dışında hepsini dağıttığımızı söyledim. “Ey Ayşe” dedi, “,demek ki bir but dışında hepsi bizim oldu”

ANNE HAKKI >>>Bir arkadaşı O’na annesini şikayet eder.  “Huyu ve ahlakı kötü”, der . Kainat’ın Güneşi(sav)  cevap verir: “Ama seni dokuz ay karnında taşırken kötü huylu değildi.

Arkadaşı tatmin olmamıştır: “Ey Allah’ın Elçisi! Gerçekten kötü huylu”

– Ama seni iki sene emzirirken kötü huylu değildi.

Adam yine de ısrar eder. Efendiler Efendisi(sav)  devam eder.
– Senin yüzünden uykusuz kalırken kötü huylu değildi.

 Arkadaşı dayanamaz.:”Ama ben de karşılığını ödedim”
– Ne yaptın?

– Sırtımda taşıyarak hac yaptırdım.
Hz. Muhammed’in dudaklarında acı bir tebessüm belirir:

-Bir tek doğum sancısının bile karşılığını ödemiş olmadın!

İŞTE ŞİMDİ YETİM KALDIM>>>Peygamberimiz bir bayram namazından sonra mescitten çıktığında, çocukların neşe ve sevinç içinde oynadıklarını gördü. Bir duvarın dibinde de perişan
kılıklı ve mahzun bir çocuk ağlayıp duruyordu. Dikkatim çekti. Doğru onun yanına vardı:”Yavrum, neyin var, niçin böyle üzgün duruyorsun? Arkadaşlarınla birlikte niçin oynamıyorsun?”
Çocuk bir yetimdi. Babası Uhud’da şehit olmuştu. Annesi de başka biriyle evlenince çocuk sahipsiz kalmıştı. Resul-i Ekrem Efendimiz çocuğun elinden tuttu. Başını okşadı, gönlünü aldı. Sevindirici bir haber verdi:”Neden ağlıyorsun? Ben baban, Âişe annen, Fatıma kardeşin olsun, istemez misin? Çocuk sevincinden uçacak gibiydi. Heyecanla, “Nasıl razı olmam, Yâ Resulallah?” diyebildi. Peygamberimiz çocuğu aldı, evine götürdü. Yedirip içirdi, üstünü başını giydirdi.Karnı tok, sırtı pek olan çocuk bir süre sonra oynayan çocukların arasına karışmak üzere sokağa çıktı.Neden sevinmesin? Babası Cennete gitmişti; ama şimdi babasının yerine  geçen insan, bütün babaların en hayırlısıydı. Arkadaşları Beşir’in halindeki değişikliği görünce etrafına toplandılar. Merakla sordular: “Sen daha önce ağlayıp duruyordun. Şimdi nasıl oldun da bu hale geldin?”Beşir cevap verdi:”Açtım, doydum; çıplaktım, giyindim; yetimdim, Resulullah babam, Âişe annem  oldu.”
Bunun üzerine diğer çocuklar Beşir’e gıpta ederek şöyle dediler:
“Ne olaydı, keşke bizim de babalarımız Uhud’da şehit olaydı da, biz de öyle bahtiyar bir babaya kavuşmuş olaydık.”
Peygamberimizin vefatına kadar Beşir O’nun yanında kaldı.
Peygamberimiz ebedî âleme göçtükten sonra Beşir için asıl yetimlik başlamış  oldu. Şöyle ağlıyordu:“İşte şimdi yetim kaldım, işte şimdi garip oldum.”

ALLAH’ın SEVGİSİNİ KAZANAN DAVRANIŞ>>>Bir gün bir adam gelip Resulullah’a;Ya Resulallah! Ben fakir düştüm ve açım!”

Buna bir peygamberin ilgisiz kalması elbette düşünülemezdi. Hemen eve haber gönderdi ve yiyecek bir şeyler varsa getirmelerini istedi. Ancak cevap olumsuzdu. Evde yiyecek namına bir şey yoktu, sadece su vardı. Ashabına yöneldi yüce Resul ve şöyle buyurdu:”Bu adamı kim bu gece misafir ederse, Allah ona merhamet etsin.”

Resulullah’ın duasına mazhar olmak… Bu büyük bir lütuftu ama kim götürecekti?Çünkü oradakilerin çoğunun evinde de yiyecek yoktu. Fakat O kutlu Önder’in çağrısı da karşılıksız kalmamalıydı, kalamazdı.

Ebu Talha (ra) hemen atıldı: “Ben! Ben götüreyim Ya Resulallah!” Ve misafiriyle birlikte, doğruca eve yöneldiler. Hanımına şöyle dedi Ebu Talha:

-Bu Resulullah’ın misafiridir. Konuğumuzdan hiçbir şey esirgemeyelim hanım! Gelen cevap, teslimiyet ve mahrumiyet doluydu:-Evet, esirgemeyelim ama şu anda evde, çocukların yiyeceğinden başka bir şey yok beyim.”

Bunun üzerine Ebu Talha karısına dedi ki:

-Sen çocukları bir şeylerle oyalayıp uyutmaya çalış. Sonra da o yiyecekleri bize getir. Lambayı düzeltmek bahanesiyle kalk ve söndür. Böylece misafirimiz, bizim tabağımızın boş olduğunu göremesin,  yemeğini rahatça yesin ve doysun…Evet, bulunan formül buydu ve aynen uygulandı.Kaşıklar karanlıkta tabağa gidip geldi ama yiyen sadece misafirdi. Çocuklar uyutulmuş, kendileri de boş tabakta yer gibi yapmış ama aç yatmışlardı. Ertesi gün misafiriyle kutlu insanın yanına giden Ebu Talha; sıcak ve anlamlı bir tebessümle karşılandı.Efendimiz(s.a.v) Şöyle dedi: Ey Ebu Talha! Sizin bu gece misafirinize yaptığınızı Allah çok beğendi ve şu ayet nazil oldu: “Kendileri zaruret içinde olsalar bile, onları, kendilerine tercih ederler.Kim nefsinin cimriliğinden sakınırsa işte onlar kurtulmuştur”  (Haşr suresi, 9.ayet)

 Kâinâtın Efendisi, Rabbimizin Yüce Elçisi Sevgili Peygamberimizin büyüklüğünü, üstün ahlâkını ve örnek yaşayışını gerektiği şekilde bu satırlar içinde anlatmak şüphesiz mümkün değil.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: