AHİRETLE ALAKALI KAVRAMLAR

  • 01 Eylül 2016
  • 1.945 kez görüntülendi.
AHİRETLE ALAKALI KAVRAMLAR

İnsanların tekrar dirilmesiyle başlayan ve ebediyen devam edecek olan zamana ahiret denir. Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şerif’lerde bize nasıl haber verilmişse ahirete o şekilde inanır ve onunla yetiniriz. Ahretteki durumlar , dünyadakilere uzaktan yakından benzemez. Aralarında isim benzerliğinden başka bir benzerlik yoktur. Mesela: “İsrafil , sûru üfürecek , insanların amelleri tartılacak , herkesin defterleri ortaya çıkacak” dediğimiz zaman , hatırımıza dünyada bildiğimiz bir boru , bir  terazi, kağıttan bir defter gelmemelidir. Biz onların var olduğuna inanırız.Ancak mahiyeti hakkında fazla bilgiye sahip değiliz.Kur’ân-ı Kerîm’in pek çok âyetinde dünya hayatının geçici, ahretin ise ebedî olduğu, insanların dünyanın geçici zevklerine ve aldatmacalarına kanmamaları, daha hayırlı ve kalıcı olan âhiret mutluluğunu yakalamaları gerektiği vurgulanmaktadır. Bununla birlikte Kur’an, dünya hayatının da ihmal edilmemesi gerektiğini, çünkü âhiretin dünyada kazanılacağını, âhirette mutlu olmanın, dünyadaki yaşayışa bağlı bulunduğunu ifade etmektedir.

ALLAH (c.c.) buyuruyor ki: “Fakat siz (ey insanlar) âhiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz” (A`lâ suresi, 16-17.ayetler), “…Şüphesiz bu dünya hayatı geçici bir eğlencedir. Ama âhiret, gerçekten kalınacak bir yurttur” (Mü’min suresi 39.ayet), “Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu da iste; ama dünyadan da nasibini unutma…” (Kasas suresi, 77.ayet).
Ahiret inancı , ilkel kavimler dahil Allah’ın varlığını kabul eden hemen hemen bütün din ve düşünce sistemlerinde mevcut olmakla beraber, ölümden sonraki bu hayatın mahiyeti ve tasviri hakkında birbirinden farklı görüşler benimsemişlerdir.İnsanı ilk defa yoktan var eden Allah , onun cismini kıyamet günü tekrar yaratacak , ruhunu ona döndürerek tekrar diriltecektir. Bu dünyada yaptıklarından hesaba çekip ceza ve mükafatını verecektir.

>>>>> NEREDEN NEREYE >>>>>

Kalu Bela, Dünya Hayatı, Ecel…

İnsanın ölümüyle âhiret hayatı başlar. Bu durumda âhiret, kabir (berzah) hayatı, kıyamet, ba`s (yeniden dirilme), haşir ve mahşer, defterlerin dağıtılması, hesap, mîzan, sırat, şefaat, cennet ve cehennem gibidevreleri kapsamaktadır.

BERZAH: Ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam edecek hayata kabir hayatı denilir. Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizde kalsın veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatını geçirecek ve kıyamet günü diriltilecektir.

KIYAMET: Kainatın yok olmasıdır. Kıyametin kopması, aklın imkânsız göreceği bir olay değildir. Çünkü evrenin yaratıcısı ve yöneticisi olan Allah’ın, evrendeki düzeni bozması, dolayısıyla bugün tabiatı düzenleyen kanunların alt üst olması akıl açısından mümkündür.

Kur’ân-ı Kerîm’de kıyametin geleceğinden kuşku duyulmaması gerektiğini belirten ve kıyamet ile ilgili durumları açıklayan pek çok âyet vardır. Bir ayete ALLAH (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

“İnsan kıyamet günü ne zamanmış? diye sorar. İşte göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman! O gün insan `kaçacak yer neresi?’ diyecektir. Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur”

BA’S: “Öldükten sonra tekrar dirilmek” anlamına gelen ba`s, âhiret hayatının en önemli devrelerinden biridir. Kıyametin kopmasından sonra İsrâfil (a.s.) sûra ikinci defa üfürecek ve bütün canlı yaratıklar tekrar diriltileceklerdir. ALLAH (c.c.) buyuruyor ki: “Sen yeryüzünü de ölü ve kupkuru görürsün. Fakat biz onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman, o harekete gelir, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler verir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O ölüleri diriltir, yine O her şeye hakkıyla kådirdir. Kıyamet vakti de gelecektir. Bunda şüphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır” (Hac suresi 5-7.ayetler).

“Kendi yaratılışını unutup, ‘bu çürümüş kemikleri kim diriltecek’, diyerek bize misal getirene de ki: ‘Onu birinci defa kim yoktan vâr etti ise, işte yine O diriltecektir.” (Yâ-sîn, 78-79)

HAŞİR: Haşir,  yüce Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır. İnsanların toplandıkları yere MAHŞER veya arasât denilir. Haşir günü insanlar kendi dertlerini, hesaptan yüz akıyla çıkıp çıkmayacaklarını düşüneceklerinden yakınlarıyla bile ilgilenmeyeceklerdir. O gün müminlerin yüzleri parlayacak, kâfirlerin ise kararacaktır. Hz. Peygamberimiz (s.a.v) bir hadisinde her kulun öldüğü durum üzere, iyilik üzere ölmüşse iyi, kötülük üzere ölmüşse kötü olarak diriltileceğini, yalın ayak ve ilk yaratılışları gibi haşredileceklerini bildirmiştir.

AMEL DEFTERLERİNİN DAĞITILMASI: İnsanlar, hesaplarının görülmesi için toplandıktan sonra, kendilerine dünyada iken yaptıkları işlerin yazılı bulunduğu amel defterleri dağıtılır. Bu defterlerin mahiyeti bilinmemektedir. Onlar dünyadaki defterlere benzetilemez. Kirâmen Kâtibîn adı verilen melekler tarafından yazılan bu defterler hakkında Kur’an’da şöyle buyurulur: “Kitap ortaya konmuştur. Suçluların onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. Vay halimize derler, bu nasıl kitapmış. Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez” ( Kehf suresi, 49.ayet)

HESAP: İnsanlar amel defterlerini ellerine aldıktan ve yaptıklarının en ince detayına kadar yazıldığını gördükten sonra Allah Teâlâ tarafından hesaba çekileceklerdir. Hesap ve sorgulama sırasında amel defterlerinden başka, insanın organları ve yeryüzündeki mevcûdat da insanın yaptıklarına şahitlik edecektir.

Zerre ölçüsü hayır işleyenin mükâfatını, kötülük işleyenin cezasını göreceği ve hiçbir adaletsizliğin söz konusu olmayacağı sorgu ve hesap sırasında insanlara şu beş şey sorulacaktır: Ömrünü nerede tükettiği, gençliğini nasıl geçirdiği, malını nerede kazandığı, nereye harcadığı, bildiklerini uygulayıp uygulamadığı..

Hesap anında, kimin hakkı kimdeyse hepsi bir bir ödenecektir. Yapılan haksızlıklar, yalanlar, dedikodular, küfürler vs.. TÜM GÜNAHLAR ortaya çıkacaktır..

MİZAN: Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilâhî adalet ölçüsüdür. İç yüzü bizce bilinemeyen mîzan, dünyadaki ölçü aletlerinin hiçbirine benzemez. Tartıda iyilikleri kötülüklerinden ağır gelenler kurtuluşa erecek,cennete gidecek, hafif gelenler ise cehenneme gideceklerdir. Cennet veya cehennem girişi öncesi sırat köprüsünden geçilecektir.
Şefâat:Ahiret günü bir kısım günahkâr mü’minlerin afvedilmesi ve itâatli mü’minlerin de daha yüksek mertebelere ermeleri için, Peygamberimizin ve diğer büyük zâtların Allah Teâlâ’dan niyâz ve istirhamda bulunmalarıdır.Peygamberimiz (asm), sair peygamberlere verilmemiş büyük bir şefâatin sâhibidir. Bu büyük şefâatini, Mahşer günü insanlara ait muhakeme ve muhasebenin bir an evvel yapılıp insanların mahşerin dehşetinden bir an önce kurtulmalarını te’min yolunda kullanacaktır.Onun bu şefâatine “Şefâat-i uzma” denir. Ve Peygamberimizin hâiz olduğu bu büyük imtiyaz ve yüksek şefâat makamına ise, “Makam-ı Mahmûd” adı verilir.Peygamberimizin (asm) bütün insanlığı alâkadar eden bu büyük şefâatinden ayrı, ümmeti hakkında hususî şefâatleri de olacaktır.

ALLAH’ım, ne olur tüm müminlere hayırlı bir ÖMÜR ve hayırlı bir ÖLÜM nasip eyle..RABBİMİZ, bizi, ana babamızı ve tüm müminleri mahşerin dehşetinden koru, o gün affedilenlerden eyle.. ( Amin..)

 

Başarılar…EKREM YILMAZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: