HADİSLERDE GEÇEN ESMAÜL HÜSN

  • 23 Ağustos 2016
  • 162 kez görüntülendi.
HADİSLERDE GEÇEN ESMAÜL HÜSN

HADİSLERDE GEÇEN ESMAÜL HÜSNA

“Allah’ın 99 ismi vardır. Kim bunları sayarsa (ihsâ) cennete
girer.” (Tirmizî, De’avât, 83 )
Tirmizî, bu rivayetinde 99 ismi zikretmiştir. Bu isimler
şunlardır:
Allah, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melik, el-Kuddûs, esSelâm,
el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, elMütekebbir,
el-Hâlık, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Gaffâr, elKahhâr,
el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, el-Basîr,
es-Semi’, el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm,
el-Azîm, el-Gafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz,
el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb,
el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd,
el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd,
el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, elHayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed,
el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel,
el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli, el-Müteâlî, el-Berr, etTevvâb,
el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikü’l-Mülk,
Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’, el-Ganiyy,
el-Muğni, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, en-Nûr, el-Hâdi, elBedî’,
el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.
467
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
el-Esmâü’l-Hüsnâ ile ilgili eser telif edenlerin hemen
hepsi Tirmizî’nin bu rivayetini esas almışlardır. Müslü-
manlar arasında meşhur olan da bu rivayette geçen isimlerdir.
Tirmizî’nin rivayetinde bulunduğu hâlde, isim kipiyle
Kur’ân’da bulunmayan isimler şunlardır:
el-Adl (âdil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi
hak ve doğru olan)
el-Bâkî (sonlu ve ölümlü olmayan, varlığı sürekli olan, ebedî)
el-Bâsıt (dilediğine rızkı bol veren)
ed-Dârr (zarar veren şeyleri yaratan âsileri cezalandıran)
el-Kâbıd, (dilediğine rızkı daraltan, ölüm zamanı gelenlerin
ruhlarını kabzeden)
el-Hâfıd (şan, şeref ve itibar bakımından kâfirleri alçaltan,
değersiz yapan, cezalandıran)
el-Mâcid (çok şerefli, çok itibarlı olan)
el-Mâni’ (istediği şeye engel olan, koruyan, kurtaran,
yardım eden)
el-Mu’ızz (izzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şeref
veren, aziz yapan)
el-Muhsî (insanların bütün yaptıklarını, olup biten her
şeyi bilen ve koruyan)
el-Mukaddim (önce olan, öne alan)
468
DUALAR
el-Muğnî (insanlara mal mülk veren, onları zengin yapan,
cömert, nimet sahibi)
el-Mu’îd (ölümlerinden sonra da tekrar diriltecek ve hayatlarını
iade edecek olan)
el-Muksıt (hak ve adaletle hükmeden, mazlumun hakkı-
nı zalimden adaletle alan demektir)
el-Mübdi’ (varlıkları ilk defa yaratan)
el-Mümît (varlıkların hayatlarına son veren, canlarını
alan)
el-Müteahhır (sonraya bırakan)
el-Müzill (boyun eğdiren, zelil eden, alçaltan)
en-Nâfi’ (faydalı şeyleri yaratan, bütün yaratıklara faydası
olan)
er-Raşîd (her işinde isabetli olan, doğru yolu en iyi gösteren)

es-Sabûr (çok sabırlı)
el-Vâcid (zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin
sahibi, her şeye gücü yeten)
İbn Mâce’nin rivayetinde olup Tirmizî’nin rivayetinde
olmayan isimler şunlardır:
el-Ahad (bir, tek, yegâne )
el-Bârr (iyilik eden, çok lütufkâr, çok merhametli, çok şefkatli)

469
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
el-Burhân (delil sahibi, kullarına delil gösteren, varlığı-
na her şey delalet eden)
el-Cemîl (zatı, isim, sıfat, söz, fiil ve hükümleri iyi, gü-
zel, iyilik ve ihsan sahibi)
ed-Dâim (ölümsüz, varlığı sürekli olan, bâkî ve dâim)
el-Ebed (ölümsüz, varlığı sürekli, bâkî ve dâim)
el-Fâtır (yaratan, îcat eden, yoktan var eden)
el-Hâfız (koruyup gözeten)
el-Kâfî (kullarına yardım eden, yol gösteren, yaptıklarını
bilen, gören, haberdar olan ve hesaba çeken)
el-Kâhir (galip olan, zelil eden, güçlü, her şeyi kuşatan,
yaratıklarını dilediği gibi yöneten)
el-Kâim (varlıkları görüp gözeten, koruyan, yöneten)
el-Karîb (af, mağfireti, rahmeti, bilmesi, görmesi ve duyması
itibariyle kullarına yakın olan)
el-Mu’tî (nimet veren, ihsanda bulunan)
el-Mübîn (varlığı aşikâr olan, hakkı izhar eden, gerçeği
beyan eden)
el-Mü’în (kullarına yardım eden)
er-Râşid (doğru yolu gösteren, her işi isabetli olan)
er-Rabb (varlıkları yaratıp yetiştiren, terbiye eden, eğiten,
yetiştiren, her şeye nizamını, güzelliğini ve yeteneklerini
veren, her şeyin maliki ve sahibi)
470
DUALAR
es-Sâdık (söz, iş, vaat ve vaîdinde doğru olan, her sözü-
nü ve vaadini yerine getiren)
es-Sâmi’ (sözlerin açığını da gizlisini de işiten)
es-Sedîd (her işinde doğru, âdil ve doğru sözlü olan)
et-Tâmm (zat, isim, sıfat ve fiilleri, eksiksiz, kusursuz ve
mükemmel olan, acziyet ve zafiyeti olmayan)
el-Vâkî (yaratıklarını tehlikelerden koruyan)
el-Vitr (ilâh, yaratıcı ve mabud olmada eşi ve benzeri bulunmayan,
tek olan)
Zü’l-kuvâ (güç, kuvvet sahibi)
Hadislerde geçen “99” rakamı, Allah’ın isimlerinin sayısını
değil çokluğunu ifade eder. Allah’ın güzel isimleri
bir sayı ile sınırlı değildir. (Abdullah bin Salih, s.132)
İmam Nevevî; “İslâm bilginleri bu hadislerdeki sayının
Allah’ın isimleri için hasr (sayısal sınırlama) ifade etmediği,
hadisin bu isimlerin dışında Allah’ın isimlerinin olmadığı
anlamına gelmediği konusunda ittifak ettiklerini,
hadisin maksadının bu isimleri sayanların cennete gireceklerini
bildirmek olduğunu” söylemiştir. (Nevevî, Şerhu Sahîh-i
Müslim, XVII, 5)
Hadislerde geçen “saymak (ihsâ)” ve “ezberlemek (hıfz)”
kelimeleri ile maksat; Allah’ı güzel isimleriyle tanımak,
O’na O’nun istediği şekilde iman, ibadet ve itaat etmektir.
(Beyhakî, el-Esmâ ve’s-Sıfât, I, 30) Yoksa bu isimleri anlamadan ezberlemek
ve tekrarlamak değildir. Meselâ bir insan yaptığı bir
işte Allah’ın kendisini gördüğünü, yaptıklarını bildiğini,
471
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ameline göre ödül veya ceza vereceğini düşünmesi ve ona
göre hareket etmesi Allah’ın isimlerini hıfz ve ihsâ’dır.
“Esmâ-i hüsnâ” ile ilgili rivayetlerin dışında da özellikle
dua ile ilgili hadislerde Allah’ın güzel isimleri geçmektedir.
Burada şu örnekleri verebiliriz:
Ekberاكرب ; zatı ve isimleri, sıfat ve fiilleri, şanı ve şerefi, nimet
ve ihsanı en yüce, en ulu (Müslim, Tahâre, 17; Tirmizî, De’avât, 25)
el-Fâtın الفاتن ; deneyen, imtihan eden (Mâlik, Kader, 5)
el-Ferd الفرد ; tek, kadîm, ezelî, ebedî ve bâkî olan (Beyhakî,
I, 161)
el-Hayî الحيي ; edep ve hayâ sahibi, çirkinliği bulunmayan,
bağış, ihsan ve nimeti terk etmeyen (Ebû Dâvud, Hammam, 2;
İbn Mâce, Dua, 13; Nesâî, Gusl, 7)
Hâzimü’l-Ahzâb ; االحزاب هازم güçlü orduları ve toplumları
bozguna uğratan, yenen (Müslim, Cihâd, 20, III, 1363)
el-Kâdî القاضي ; hakla hükmeden (Beyhâkî, el-Esmâ ve’s-Sıfât, s.
111)
el-Muhsin المحسن ; yaptığı şeyleri iyi, güzel, sağlam ve kaliteli
yapan, insanlara ikram (Süyûtî, No: 1817. I, 215)
Mücriye’s-Sehâb السحاب مجري ;bulutları hareket ettiren
(Müslim, Cihad, 20)
el-Mükevvin المكو ; ebedî olarak vâr olan (Ahmed, II, 539;
Buhârî, Tevhîd, 26)
Münzilü’l-Kitab الكتاب مزنل ;Kitabı indiren (Müslim, Cihâd, 20-
21)
el-Müsa’ır المسعر ;ürünleri azaltıp çoğaltan, kıtlaştırıp
bollaştıran (Tirmizî, Büyu’, 73; Ebû Davud, Büyu’, 51)
472
DUALAR
en-Nazîf النظيف ; sözleri, işleri ve hükümleri temiz, iyi ve
güzel olan (Tirmizî, Edeb, 41)
er-Refîk الرفيق ; yumuşak davranışlı, merhametli (Müslim,
Selâm, 15; Buharî, Edeb, 35; Ebû Davud, Edeb, 15)
es-Sâil السائل ; insanları ahirette sorgulayan, hesaba çeken
(Müslim, İmâre, 45; Buhârî, Enbiya, 50)
es-Sâni’ الصانع ; varlıkları, iyi, güzel, sağlam ve muhkem
yapan, fâil, halik, musavvir (Müslim, Zikr, 9)
es-Setîr الستري ; kullarının ayıp ve kusurlarını örten (Nesâî,
Gusl, 7; Ebû Davud, Hammam, 2; Ahmed, IV, 224)
es-Seyyid السيد ; en şerefli, en yüce, kâinatın sahibi, maliki
ve yöneticisi (Ahmed, IV, 24; Beyhakî, el-Esmâ ve’s-Sıfât,I,54)
es-Sübbûh السبوح ; her türlü kötülük, eksiklik, acizlik ve
noksanlıklardan uzak olan (Müslim, Salât, 223; Ebû Davut, Salât, 17;
Nesâî, Sünen, Tatbik, 11; Ahmed, V. 35, 99, 115,148)
eş- Şâfi’ الشافع ; maddî ve manevî hastalıklara şifa veren,
sıkıntıları gideren (Buhârî, Merda, 20, Tıb, 40; Müslim, Selâm, 46-48)
et-Tabîb الطبيب ; işleri en iyi yapan, bir şeyi en iyi bilen,
mahir, hükmeden, karar veren, maddî ve manevî dertlere
deva veren, şâfî (Ebû Davud, Tereccül, 18, No: 4207)
et-Tayyib الطيب ; söz, iş ve hükümleri iyi, güzel ve faydalı
olan, eksiklik ve noksanlardan münezzeh olan (Tirmizî, Edeb,
41; Müslim, Zekât, 65)
Allah’ın isimleri zikredilerek yapılan dualar kabule şayandır.
Hem Kur’ân, hem de hadislerdeki dua örneklerinde
dua öncesinde veya sonrasında Allah’ın güzel isimleri belirtilmiştir.. Diyanet

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: